Pazar 01 Haziran 2008
01
06.2008

Ah Antalya Ah!

HAYKOD
Ah Antalya Ah!
Ben ilk kez begonvilleri sende gördüm. Denizine, doğasına vurulduğum, güzeller güzeli, rüya kent; senin adını bu güzel mayıs ayında ben böyle mi duyacak, böyle mi anacaktım?
Duyarlı yürekler çoktan almışlardı ölümün kokusunu, söylediler, dilekçeler yazdılar olmadı yalvar yakar oldular; din, vicdan, merhamet, yasa dediler.. Yok denildi itlaf yok!. Ama biz de onlar da biliyordu, bir yerlerde gizli saklı vicdansız eller ölüm saçıyordu masum canlara.
Hem de nasıl bir ölüm, saatlerce kıvranarak acı içinde, neden olduğunu hiçbir zaman bilemeyecekleri ölümü yaşatıyorlardı sahipsiz canlara.
Sözde o canların korumacısı olması gereken( yasa böyle diyordu) yerel yönetimler yaz hazırlığına başlamışlardı, turizm kenti yüz akımız Antalya'yı yeni yaz sezonuna hazırlıyorlardı.
Hem de ne hazırlık, kim uğraşırdı şimdi o itlerin aşısıydı, kısırlaştırılmasıydı; at zehirli iğneleri bedenlerine zıbarsın kalsınlar.
Öyle de yaptılar, ne kulağı küpelisini ne tasmalısını ne bacağı alçılısını ne de yavrusunu dinlemediler.
Bazılarını masraf düşürmek için iple boğmuşlar! Çukurların içinde böylece boyunlarında ölüm kementleriyle bulundular.
Yüzlercesini, binlercesini katledip, Varsak ormanlık alanına, ölüp ölmediklerine bile bakmadan, çoğunu daha can çekişirken, iplerle tellerle bağlayıp sürüyerek götürüp attılar çukurlara, örttüler üzerlerini -bir gün o toprağın kendi üzerlerine de örtüleceğini hiç düşünmeden- kara toprakla.
Resimlerini gördüm; hemen hepsinin burnundan sızan incecik bir kan, o güzelim patileri kıvrılmış. Öldüklerinde bile saf ve güzeller. Bir tanesi nasılsa gözleri kapalı-genelde açık giderler bu dünyadan- orman örtüsü çamın dikenli yaprakları örtmüş yüzünü, aynı küçük bir çocuğun uykudaki hali, belki de hayal kırıklığını insanlar görüp de üzülmesinler diye, son bir gayretle sıkı sıkıya kapatmış göz kapaklarını.
Sevmelere kıyamayacak kadar küçükler, bir avuç büyüklüğünde bedenleri, kulakları kırmızı kırmızı küpeliler; mademki öldürecektiniz neden onca emek masraf?
Hiç birisine acınmamış, nasıl da kıymışlar, nasıl da vermedikleri bir canı sizden alma cesaretini, cahilliğini göstermişler?
"Yaz geliyor, kuduz vakalarında patlama olacak" gibi ilkel bir bahaneyse katliamlarınızın mazereti; beyler bayanlar bunun yolu, maliyeti öldürmekten çok daha ucuz olan aşı değil mi?
Sizler! Öldürmekten keyif alan, kalpleri nasır bağlamış, emreden konumundakiler! Senelerce çözüm olmadığı denenen bu yoldan ne zaman vazgeçeceksiniz?
Hayvan severler inanılmaz fedakarlıklarla yaşatıyor, siz o emekleri bir anda boşa çıkarıyorsunuz.
5199 sayılı yasa yetersiz, içi boş, göstermelik çıkarılmış. Can alanlara caydırıcı ceza-i müeyyideler uygulanamıyor.
Duyarlı yüreklerin isyanı, acısı, gözyaşı dinmiyor. Ah Antalya Ah! Sana bu görüntüler hiç ama hiç yakışmıyor..

31.05.2008
[Gönderen ece bilgin]
birine eposta yazdır Bu haber öğesinin pdf dökümanını oluştur

Copright@HAYKOD haykod.org
Tarama süresi :6.8958saniye,0.0854bu sorgu için.