|
|
Cuma 15 Subat 2008
Merhamet Kıvılcımı!..HAYKODMerhamet Kıvılcımı!.. Kimi zaman mahzun bakışları, ürkek yürüyüşleriyle bir sokak aralığında çıkıverirler karşımıza. Bazen de hınzır bakışlarıyla bahçemizin çimenlerinde kuş avlamaya çalışırken yakalar gözlerimiz onları. Eğer yolunuz düşmüşse bir akşamüzeri, yüzlercesinin bir arada olduğu belediye hayvan barınma evinde görürüz yaşamlarından bıkmışçasına, başı önünde, üzgün, yılgın halleriyle. Bir komşu evine ziyarete gittiğimizde rastlarız evin en güzel, en özel kesimine kurulmuş, alabildiğine parlak tüyleri, bakımlı, alımlı, çalımlı halleriyle tekirleri. Sonra soluklanmak amaçlı oturduğumuz parkta rastlarız Ayşe Teyzenin, Mehmet Amcanın süslü tasmalarıyla gezdirdikleri kanişlere, terrierlere, bilmem hangi cins köpeklere. Bazen sırtlarına yular vurup yükümüzü taşıtır, bazen içi eşya dolu arabamızı çektirir, bazen üzerinde turist gezdiririz. Süslü püslü faytonların önüne koşarız yaz aylarında nostalji yaşatsınlar diye eşekleri, atları. Öyle rastlarız onlara işleri hep başından aşkın. Boyunlarına zincirler, tasmalar takarız; evimize, sürümüze bekçilik görevi veririz Arama kurtarma ekiplerinde görevlendiririz. Eğitip narkotik ekiplerine katarız, burunlarının hassasiyetinden faydalanırız. Onları hep bir şeyler yaparken yakalarız. Yazlık evlerimizin kemirgenlerden kurtarılması görevini veririz tekirciklere. Yakalayıp kapımızın önüne bıraktıkları her bir fare için ödüllendiririz bir lokma ekmekle. Yavrularıyla oynaşmalarını izleriz terapi olsun diye. Tüylerini okşarız elektriğimizi, stresimizi atalım diye. Bazen gazete manşetlerine geçirir kahraman ilan ederiz, sahibinin hayatını kurtaran köpek diye. Bazen nasıl olup ta nesillerini, soylarını kuruturuz diye kafa yorarız. Koruma altına alırız Milli Parklarda. Genelgeler yayınlarız caretta carettalar için. Dünyada son görüldükleri yerler deyip kara akbabalarını resimlendirir, belgeseller çekeriz Eskişehir' de, Kızılcahamam'da Soğuksu orman tepelerinde . Çocuklarımıza masal kitapları satın alırız içlerinde hayvan öyküleri olan. Belgeseller izletiriz tv ekranlarında. Sonra da Nuhun Gemisi Veteriner Kliniğindeki kedicikleri ancak uzaktan sevdiririz, evde bakmak yasak diye. Bilinçli, bilinçsiz ahkam keseriz kedi- köpek tüyleri hakkında; aman ha evde bakmayın diye bir de nasihatte bulunuruz herkese. Onlar kuş olup tepemizde uçar, dört ayaklı olup bahçemizde, sokağımızda koşar, kitaplara girip yatağımızın başucuna kadar sokulur, televizyon ekranlarında boy gösterir. Gören gözlere, duyan kulaklara her zaman her yerde görünüp bir şeyler anlatır. Bu güne dek onlar için bir şeyler yapmadıysanız çok ta geç kalmış sayılmazsınız. Günlük çöpünüzü poşetlerken dört ayaklı dostlarınız için ayırdıklarınızı ayrı paketleyip belli noktalara bırakmak gibi. Suların buz kestiği şu günlerde hayvancıkları su dolu kaplarla ödüllendirmek gibi. Onların haklarını koruyan, savunan derneklere üye olup birkaç YTL.lik aidat ödemek ya da doğrudan bağışta bulunmak gibi yapacağınız çok şey olmalı. Avustralyalı filozof Peter Singer'ın, hayvan hakları konusunda bundan otuz yıl önce yayınlanan kitabında dediği gibi: "Aslında her şey dönüp dolaşıp nesnel mantığa dayanıyor. Eğer diğer insanların acılarını önemseyeceksek, mantıksal olarak, insan dışı hayvanların da acılarını önemsemeliyiz. Ne mutlu ki hepimiz, başkalarını acılarına karşı doğal bir merhamet kıvılcımı taşıyoruz. Bize gereken, o kıvılcımı yakalayıp, körükleyerek akılcı ve evrensel bir merhamet ateşine dönüştürmektir." Filozofun söylediği gibi insan olarak içimizde o merhamet kıvılcımını taşıyorsak, gerçekten onların mutluluk ve selametleri için yapabileceğimiz pek çok şey de var demektir... Ece BİLGİN Gönderen ece bilgin
|





